Bir halk kalekolların, karakolların, kurşunların gölgesinde yaşarken siz kimi kandırıyorsunuz?
Yine bir katliam haberiyle sarsıldı yüreğimiz. Karakol-kalekol ve baraj yapımına karşı direnen Kürt emekçilerini, kadınlarını, gençlerini hedef aldı kurşunlar. Tıpkı karakoldan atılan havan mermisiyle bedeni paramparça olan Ceylan gibi, yine karakol yapımına karşı direndiği için kurşunların hedefi olan Medeni gibi… Kurşunların da direnişin de adresi bu kez yine Lice’ydi…
Yıllardır baskının, zulmün, katliamların adı olan Türk sermaye devleti, bir an olsun kirli savaş politikalarından vazgeçmedi. Ne zaman “çözüm”, “barış” gibi laflar edildiyse, arkasından yeni ve daha güçlü saldırılar geldi. Yıllardır ağzından “çözüm süreci” lafını düşürmeyen sermayenin temsilcileri, buldukları her fırsatta saldırmaktan geri durmadı. “Çözüm süreci” başlar başlamaz el tetikte beklendi, gerillanın çekildiği alanları askerle doldurmak için. Girilemeyen bölgelere yeni karakollar/kalekollar yaparak girmek, olmadığı yerde koruculuğu devreye sokmak için.
Türk sermaye devletinin “barış” adı altında, savaş hazırlığı yaptığını gören Kürt halkı bu oyunlara gelmedi, gelmiyor. Karakol/kalekol yapımlarına karşı direniyor. İşte Colemerg’de (Hakkari) Farqin ve Meskan Dağı’nda ve Amed Lice’de başlayan kalekol protestoları yayılıyor. Neredeyse her eylemde asker ve polis, Kürt halkına vahşice saldırıyor TOMA’larıyla, zırhlı araçlarıyla, gaz bombalarıyla… Kimi zaman da kurşunlarıyla…
Kürt halkının bu haklı direnişinin sahiplenilmesine tahammül edemeyen sermayenin faşist devleti, dün gece yeni bir katliamı daha ekledi kanlı tarihine. “B planlarını, C planlarını” devreye sokarak Lice’de kurşun yağdırdılar halkın üzerine. Katledilenler 26 yaşındaki Ramazan Baran, Hacı Baki adındaki bir emekçi…
Protestolar sırasında, Lice halkının haklı direnişini görmezden gelerek, yaralanan emekçiler hakkında tek bir söz söylenmezken, zırhlı araçlardan faşizmin propagandasının yapıldığı yazılmazken, katliamın haberi “yol kesme eyleminde bulunan terör örgütüne asker müdahale etti” diyerek veriliyor. Asker ve polis tarafından katledilen emekçiler, “jandarmaya silahlı saldırı çatışmaya dönüştü bir kişi öldü” şeklinde lanse ediliyor. Sermaye devletinin, Kürt halkına yönelik imha-inkar politikaları bu haber ve açıklamalarla meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Batıda da şovenizm körüklenerek, Kürt işçileri, emekçileri ve gençleri, faşist saldırıların hedefi haline getiriliyor.
İşte devletin katliamcı geleneğine devam ettiği, burjuva medyanın üç maymunu oynadığı, şovenizmin devletin tüm kurumlarıyla güçlendirilmeye çalışıldığı böyle bir ortamda “çözüm”, “barış” gibi lafların hiçbir gerçekliği yoktur, olamaz. Bunu geçtiğimiz yıllarda Roboskî’de de gördük, Gever’de de… Ve şimdi de Lice’de…
Artık “çözüm” aldatmacalarıyla kaybedecek zaman yoktur. Türk sermaye devletinin her türlü saldırı ve savaş politikalarına karşı Lice’den yükselen mücadeleyi sahiplenmek ve her yeri Lice’ye çevirmek tüm işçi ve emekçilerin sorumluluğudur. Çünkü zulmün olduğu her yerde direniş meşrudur.
Berxwedan jîyane!
Direnmek yaşamaktır!
D. Dicle
0 comments:
Yorum Gönder